Müslümanlar birbirlerini yerken, kırarken biz,
dünyanın en rahat Müslümanları olarak ne yapıyoruz nereye gidiyoruz? Bu soruyu
kendi kendimize sormamız gerekmektedir ve ne kadar sorsak da yine de azdır.
Dediğim gibi Müslümanlar birbirlerini kırmakta,
mesela Türkiye'nin komşusu, Suriye'ye bakalım. Suriye'de, şu an siz bu yazıyı
okurken, çocuklar ve bebekler analarının gözleri önünde öldürülmekte. Esed’i
kabul etmeyen gençler dayak yemekte, işkence çekmekte. Yakalanan Esed düşmanları
diri diri, dikkat ediniz, diri diri gömülmekte! Peki, biz ne yaptık, ne yapıyoruz
ve ne yapacağız?
Eğer bizler, dünyanın en rahat, evet en rahat Müslümanları
sabah kalktığımızda Suriye'de diri diri gömülen, Myanmar'da yakılan, Afganistan'da
işkence çeken, Irak'ta beylerinin ve çocuklarının gözleri önünde tecavüz edilen
ve Arabistan'da köyü alev alev yakılan kardeşlerimizin çığlıklarını
duymuyorsak, duymazdan geliyorsak ve eğer yüreğimiz biraz olsun sızlamıyorsa ve
ellerimizi seher vaktinde göğe kaldırıp “Ey Allah'ım! Sen bu kardeşlerimize yardım
eyle, yar ve yardımcıları ol!” diye hıçkıra hıçkıra ağlamıyorsak, ağlayamıyorsak
bizim kalplerimizde, İmanımızda bir sorun var demektir!
Evet, biz dünyanın en rahat Müslümanlarıyız.
Ne sandın ey kul? Yüce olan Allah, adaleti en büyük olan Allah, bizlere bu rahatı
verecekte karşılığında bizden hiçbir şey istemeyecek mi, hesap sormayacak mı sandın?
Evet, isteyecek ve hesabını da soracak. Diyecek ki ey kulum sen bu yapılan zulümleri
görüyordun da niye hiçbir şey yapmadın, niye bir yardım eli uzatmadın veya
ellerini göğe kaldırıp Allahtan onlar için yardım istemekten de mi aciz kaldın ey
kulum! Ve biz boynu bükük bir şekilde cevap bile veremeyeceğiz ancak bu rahatın
hakkını verenler müstesna. Yani yardım eli uzatanlar, çalışıp çabalayanlar ve
dua edip onlar için yardım isteyenler müstesna.
Peki, ne yapacağız? Elimize bir silah alıp dağa
mı çıkacağız? Veya belimize bomba bağlayıp suçsuz insanları mı öldüreceğiz? Hayır!
Allah bizden bunları istemiyor. Nasıl ki eline silah alıp da cihat ediliyorsa,
bizlerin de kalemle, siyasetle, kitapla, sözle cihat etmemiz gerekir. Yani
bizim kendimizi ve çevremizdekileri geliştirmemiz, çocuklarımızı okutup yüksek makamlara
ulaştırmamız ve hatırı sayılan insanlar haline gelmemiz gerekmektedir. Ve bunu
ancak ve ancak çok çalışarak elde edebiliriz.
Allah dünyanın neresinde olursa olsun acı çeken,
zulüm gören Müslümanlar varsa onların acılarını dindirsin. En kısa sürede Refah’a
kavuştursun.