29 Mayıs 2013 Çarşamba

Nereye Gidiyoruz?



Müslümanlar birbirlerini yerken, kırarken biz, dünyanın en rahat Müslümanları olarak ne yapıyoruz nereye gidiyoruz? Bu soruyu kendi kendimize sormamız gerekmektedir ve ne kadar sorsak da yine de azdır.

Dediğim gibi Müslümanlar birbirlerini kırmakta, mesela Türkiye'nin komşusu, Suriye'ye bakalım. Suriye'de, şu an siz bu yazıyı okurken, çocuklar ve bebekler analarının gözleri önünde öldürülmekte. Esed’i kabul etmeyen gençler dayak yemekte, işkence çekmekte. Yakalanan Esed düşmanları diri diri, dikkat ediniz, diri diri gömülmekte! Peki, biz ne yaptık, ne yapıyoruz ve ne yapacağız? 

Eğer bizler, dünyanın en rahat, evet en rahat Müslümanları sabah kalktığımızda Suriye'de diri diri gömülen, Myanmar'da yakılan, Afganistan'da işkence çeken, Irak'ta beylerinin ve çocuklarının gözleri önünde tecavüz edilen ve Arabistan'da köyü alev alev yakılan kardeşlerimizin çığlıklarını duymuyorsak, duymazdan geliyorsak ve eğer yüreğimiz biraz olsun sızlamıyorsa ve ellerimizi seher vaktinde göğe kaldırıp “Ey Allah'ım! Sen bu kardeşlerimize yardım eyle, yar ve yardımcıları ol!” diye hıçkıra hıçkıra ağlamıyorsak, ağlayamıyorsak bizim kalplerimizde, İmanımızda bir sorun var demektir!

Evet, biz dünyanın en rahat Müslümanlarıyız. Ne sandın ey kul? Yüce olan Allah, adaleti en büyük olan Allah, bizlere bu rahatı verecekte karşılığında bizden hiçbir şey istemeyecek mi, hesap sormayacak mı sandın? Evet, isteyecek ve hesabını da soracak. Diyecek ki ey kulum sen bu yapılan zulümleri görüyordun da niye hiçbir şey yapmadın, niye bir yardım eli uzatmadın veya ellerini göğe kaldırıp Allahtan onlar için yardım istemekten de mi aciz kaldın ey kulum! Ve biz boynu bükük bir şekilde cevap bile veremeyeceğiz ancak bu rahatın hakkını verenler müstesna. Yani yardım eli uzatanlar, çalışıp çabalayanlar ve dua edip onlar için yardım isteyenler müstesna.

Peki, ne yapacağız? Elimize bir silah alıp dağa mı çıkacağız? Veya belimize bomba bağlayıp suçsuz insanları mı öldüreceğiz? Hayır! Allah bizden bunları istemiyor. Nasıl ki eline silah alıp da cihat ediliyorsa, bizlerin de kalemle, siyasetle, kitapla, sözle cihat etmemiz gerekir. Yani bizim kendimizi ve çevremizdekileri geliştirmemiz, çocuklarımızı okutup yüksek makamlara ulaştırmamız ve hatırı sayılan insanlar haline gelmemiz gerekmektedir. Ve bunu ancak ve ancak çok çalışarak elde edebiliriz.

Allah dünyanın neresinde olursa olsun acı çeken, zulüm gören Müslümanlar varsa onların acılarını dindirsin. En kısa sürede Refah’a kavuştursun.

5 Şubat 2013 Salı

Bırak ve bekle


Bırak ve bekle


İbrahim Veli06 Şubat 2013 Çarşamba 00:34Milli Gazete





Yaşadığınız dünyada, “bir damla petrol, bir damla kandan daha değerli” ise bu dünyanın yaşanılmaz olacağını unutmayın. Hiçbir medeniyet döneminde bu kadar insanın açlıktan ölmediği, savaşların bu kadar acımasız olmadığı bir dünya elbette ki yanlış zihniyet yüzünden yaşanılmaz kılınmaktadır. Sınırların ve yönetimlerin yeniden belirlendiği mevcut dünyada neden zihniyeti de yeniden belirlemeyelim!

Zihniyet değişikliği için iki adım gerekiyor. Birincisi “bırak” adımıdır. Mevcut dünyayı elinde tutmayı bırakma adımıdır bu. Çünkü mevcuttan vazgeçmeden yeniyi nasıl elde edebiliriz ki? Üstelik mevcut bize bir şey vermiyor. Veriyor gibi gözüküyor ve sadece alıyor. Bazen bir şey veriyor on şey alıyor. Bundan rahatsız olmayanlara söyleyeceğimiz bir şey yok. Ancak rahatsız olup verilenle kendini avutmaya çalışanları uyarıyoruz: Mevcut dünya sizi bırakmadan bu dünyayı bırakın.
İkinci adım ise “bekle”mektir. Ancak bu adıma geçmek için ilk adımın atılması şarttır. Aksi takdirde ne kadar beklerseniz bekleyin beklenen olmayacaktır. Mevcut yapıyı bıraktıktan sonra beklemek, karada gemi inşa etmek gibidir. Bu şekilde bekleyenler, suyun Allah tarafından ayaklarına geleceğine inandıkları için beklemeyi sürdürürler.

Müslümanların haksızlıklara karşı bir türlü sindirilemeyen mücadele azmi olan cihat şuuru “bırakma” derecelerine göre mevcut sistemi şekillenmektedir. Yüksek ahlâki değerlere bağlılıkları ise beklemeye tahammülleriyle doğru orantılıdır. Kendisini aynada görmek isteyen aynayı temizlemelidir. Bu ise, içerden başlar, bu yüzden önce kültürden başlayacağız.
“Batıyı güçlü, batıyı üstün gören, bütün ilimlerin kurucusunun batı âlemi olduğuna inanmış, eğer biz de gelişecek ve kalkınacaksak, batılılara benzemeliyiz, batı kültürünü bütünüyle benimsemeliyiz” diyen batı taklitçisi, batı hayranı, aşağılık komplemsine düşmüş yeni bir okumuş adam tipine karşı dik duracağız. Üstelik bunlar muhafazakâr olsalar da…
Dünyada büyük değişiklikler meydana geliyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyayı yönetenler güçlerini kaybediyor. Yeni ülkeler, yeni aktörler ile zenginlik, güç dağılıyor. Bu açıdan Müslümanlar, kendi sorunlarını ve beşeriyetin karşılaştığı sorunları, kendi dünya görüşü ve değer ölçülerini esas alarak çözmeye çalışmalıdır.

İslam dünyası olarak, tarihi bir sınav içerisindeyiz. Kaderi ilahi yeryüzünün mazlum insanlarının önünü açmış, Batı’nın bütün hile ve desiseleri gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. İslam âleminde Hakk’ın hâkimiyeti için kıyamlar başlamıştır. Görünen o ki, Batı’nın zulüm medeniyetinin sonu gelmektedir. Hak ve adalet temelli İslam medeniyetinin doğum sancıları başlamıştır.
Biz Müslümanlar, barış ve adaletin hâkim olduğu bir dünya istiyoruz. Böyle bir dünyayı kuracak temel ilke ve esaslara sahibiz. Bu nedenle, biz yeni bir medeniyet ve yeni değerlerin gerekliliğine inanıyoruz. Mazlumların ayağa kalkması için kendisine ayak bağı olan dünyalıkları “bırak”masını ve zalimlerin diz çökmesi için de azimle “bekle”mesini tavsiye ediyoruz. Bırak ve bekle ki, niyetinde sakladığını karşında elbette bulacaksın.

Birlik yolunda ilk adım...

Yâ Allah Bismillah...

Selamün Aleyküm, degerli kardeslerim ve takipçilerim. Ôncelikle kendimi tanitmak istiyorum. Ismim Ali Yüksel Kandemir, 17 yasindyim ve Belçikada yasiyorum, yani gurbetçiyim...

Blogumun basliginda gördügünüz gibi bu blog'ta insallah siyasi yazilar, önemli güncel sorunlar, köse yazilari ve islam dünyasindan önemli haberleri ve gelismeleri vs. paylasmak istiyorum.

Bu konulari paylasmamin sebepleri sunlardir:

  • bu blog'ta insanlar fikir alisverisinde bulunsun
  • çesitli temalar hakkinda yorumlar yapilsin
  • insanlar fikirlerini paylassin vs.
Ve tabiki fikirlerimizi paylasirkan birbirimizi lutfen kirmayalim, hakaret etmeyelim ve her fikire saygili olalim insallah...

Ali Yüksel Kandemir